Birlikler

DoomDayZ dünyasında var olan resmi birlikler. Her biri kendi hikayesi, hedefleri ve üsleriyle bu çorak topraklarda varlıklarını sürdürüyor.

Birlik HQ Konumları
Harita
RAVENS [RVN]
Armageddon [ARM]
Octagon [90]
Blackwater [BW]

RAVENS

RVN
Diğer
"İnsanlığa umut aşılıyoruz."
Basilica’nın ikiye bölünmesi, grubun özünü kaybetmesinden değil; kurucularının artık grubun başında bulunamamasından ve zamanla amaçların farklı yönlere ilerlemesinden kaynaklandı. Slade ve Joe’nun yokluğu, Basilica’nın temel değerlerini yok etmedi ancak grubun geleceği konusunda farklı düşüncelerin ortaya çıkmasına neden oldu. Bazıları mevcut düzenin devam etmesini isterken, bazıları ise Slade ve Joe’nun insanlığa umut aşılama mottosunu farklı bir isim altında sürdürmenin daha doğru olduğuna inandı. Bu ayrılık düşmanlık üzerine değil, yolların ayrılması üzerine gerçekleşti. Çünkü herkes Basilica’nın özüne saygı duyuyordu. Ancak aynı hedefe farklı yöntemlerle ulaşılmak istenmesi yeni bir oluşumun doğmasına neden oldu. Bu oluşumun adı RAVENS oldu. RAVENS, Basilica’nın mirasını taşıyan, Slade ve Joe’nun insanlığa umut olma düşüncesini devam ettirmek amacıyla bir araya gelen dokuz kişilik bir gruptur. Grup üyeleri yalnızca aynı safta savaşan insanlar değil, birbirini kardeş olarak gören bireylerdir. Aralarındaki bağ zamanla dostluğun ötesine geçmiş, aileye dönüşmüştür. Zombilerin ve Anomalilerin yıktığı dünyada RAVENS’ın amacı yalnızca hayatta kalmak değildir. Onlar insanların yeniden ayağa kalkabilmesi için mücadele eder. Hayatlarını riske atmaktan çekinmez, ihtiyaç sahiplerine yardım eder, zor durumda kalan insanları yalnız bırakmazlar. Bir çağrı duyduklarında mümkün olduğunca karşılık verir, bir yerleşim saldırıya uğradığında savunmaya gider, insanların umudunu kaybetmemesi için ellerinden geleni yaparlar. RAVENS dokuz kişiden oluşur ve her biri farklı alanlarda uzmanlaşmıştır. Aralarında savaş konusunda deneyimli olanlar, keşif yapanlar, teknik bilgiye sahip kişiler, sağlık alanında yardımcı olabilen üyeler ve stratejik düşünebilen insanlar vardır. Bu farklı yetenekler grubun ayakta kalmasını sağlar. Ancak onları güçlü yapan asıl şey sahip oldukları yetenekler değil, birbirlerine olan bağlılıklarıdır. Hiçbir üyelerini yarı yolda bırakmazlar. Aynı şekilde onlardan yardım isteyen insanları da terk etmezler. Bu yüzden zamanla Los Santos içerisinde isimleri yayılmıştır. İnsanlar RAVENS’ı yalnızca hayatta kalanlar olarak değil, hâlâ insanlık için mücadele eden kişiler olarak görmeye başlamıştır. Bazı yerleşimlerde onların gelişi güven anlamına gelir. Çünkü RAVENS’ın bulunduğu yerde insanlar yalnız olmadıklarını hisseder. Enfektelerin, yağmacıların ve kaosun hüküm sürdüğü bir dünyada RAVENS, Basilica’dan gelen mirası kendi isimleri altında yaşatmaya devam eder. Onların varoluş amacı nettir: İnsanlığa umut aşılamak.

Armageddon

ARM
Suç Örgütü
"Son Gülen İyi Güler"
1. Küllerinden Doğan Bir Lider: Jamal Jackson ve Büyük Çöküş Dünya, 2004 yılının sonbaharında o sinsi ve geri dönülemez karanlığın içine gömüldüğünde, insanlığın binlerce yıllık kibirli medeniyeti iskambil kağıtlarından yapılmış bir kule gibi yerle bir oldu. İletişim ağları koptu, elektrik şebekeleri birer birer söndü ve geriye sadece hayatta kalma dürtüsünün yönettiği vahşi, apokaliptik bir sessizlik kaldı. Bu kıyametin ortasında, her şeyini kaybetmiş ama iradesini çelikten bir zırh gibi kuşanmış bir adam öne çıkıyordu: Jamal Jackson. Jamal, büyük çöküşten önce stratejik zekası, insanları organize etme yeteneği ve kriz anlarında aldığı soğukkanlı kararlarla tanınan doğal bir liderdi. 2004-2005 yıllarının o dehşet dolu, kanlı ilk dalgasında, sokakların barbar çeteler tarafından yağmalandığı, açlığın ve salgınların kol gezdiği o ilk kaosta Jamal, hayatta kalmanın tek yolunun "birlikten" geçtiğini erkenden fark etti. İnsanlar tek başlarına birer avdı; ancak doğru bir liderlik altında bir araya geldiklerinde, bu yeni ve acımasız dünyanın vahşi doğasına karşı durabilecek bir yırtıcıya dönüşebilirlerdi. Jamal, kıyametin ilk on yılını haraberler arasında mekik dokuyarak, hayatta kalan küçük grupları koruması altına alarak ve her geçen gün büyüyen bir nüfuz alanı inşa ederek geçirdi. O, sadece güçlü bir savaşçı değil, aynı zamanda insanların ruhundaki umutsuzluğu silip atan, onlara yeniden bir "amaç" veren bir figürdü. Zamanla etrafında toplanan bu sadık kitleye basitçe "Birlik" (The Unity) denmeye başlandı. Birlik, Jamal’ın vizyonuyla büyüyor, askeri bir disiplin ile aile sıcaklığını aynı potada eritiyordu. Ancak dış dünya o kadar istikrarsız ve tekinsizdi ki, ne kadar güçlü olursanız olun, sürekli hareket etmek ve sığınacak daha güvenli limanlar aramak zorundaydınız. İşte bu arayış, 2016 yılında Birlik’in kaderini tamamen değiştirecek olan gizemli bir vahaya çıkacaktı: Velmora. 2. 2016: Velmora Vahası ve Ekibin Kenetlenmesi 2016 yılına gelindiğinde, apokaliptik dünya kendi içinde yeni feodal yapılar ve izole sığınaklar üretmişti. Jamal Jackson ve Birlik’in öncü müfrezesi, uzun ve yıpratıcı bir göç rotasının ardından, haritalarda bile yer almayan, yüksek dağların ve derin kanyonların ardına gizlenmiş, dışarıdan tamamen görünmez olan bir yerleşim yeri keşfetti. Buranın adı Velmora’ydı. Velmora, kıyametin ortasında unutulmuş bir cennet gibiydi. Devasa beton duvarlar, eski askeri sistemlerden devralınmış ve hala çalışan rüzgar türbinleri, sürdürülebilir tarım arazileri ve en önemlisi, dışarıdaki yamyamların, yağmacıların ve mutasyona uğramış tehlikelerin ulaşamadığı bir huzur atmosferi vardı. Velmora’nın mevcut yönetimi, burayı tam bir tarafsız bölge ve sığınak olarak işletiyordu. Jamal ve ekibi, silahlarını kapıda bırakarak bu güvenli bölgeye adım attıklarında, yıllardır ilk kez kesintisiz bir uyku çekebileceklerini hissettiler. Ancak Velmora’nın Jamal’a ve Birlik’e sunduğu en büyük hediye, ne sarsılmaz duvarları ne de sıcak yemekleriydi. Burası, gelecekte kurulacak olan büyük topluluğun "çekirdek kadrosunu" bir araya getiren bir kader sahnesiydi. Jamal, Velmora’da geçirdiği aylar boyunca, buraya sığınmış olan ve her biri kendi alanında birer efsaneye dönüşmüş benzersiz karakterlerle tanıştı: Marcus "Gölge" Vance: Eski bir özel harekat izcisi. Sessiz, iz sürme konusunda dahi ve dış dünyanın tehlikelerini avucunun içi gibi bilen bir adam. Velmora’nın bar odasında, bir köşede tek başına oturup insanları izlerken Jamal’ın dikkatini çekmişti. Elena Rostova: Kıyamet öncesinin genç tıp öğrencisi, şimdinin ise imkansızlıklar içinde mucizeler yaratan cerrahı. Velmora’nın revirinde gece gündüz demeden insanları hayatta tutmak için savaşıyordu. Jamal, onun gözlerindeki o pes etmeyen ateşi gördüğünde aralarındaki bağ kuruldu. Silas Wright: Hurda mekaniğin ve ağır sanayinin dâhisi. Velmora’nın su arıtma ve enerji sistemlerini ayakta tutan adamdı. Paslı demirlerden aşılmaz barikatlar yapma konusunda üstüne yoktu. Jamal, bu insanlarla sadece tanışmakla kalmadı; Velmora’nın akşam ateşlerinin başında, paylaşılan bir dilim bayat ekmeğin ve geçmişin acı hatıralarının eşliğinde derin, sarsılmaz bir samimiyet kurdu. Bu dostluk, alelade bir arkadaşlık değildi; birbirlerinin sırtını kollayabileceklerini, birbirleri için kurşunun önüne atlayabileceklerini bildikleri cinsten, kıyamet dünyasına has o saf ve katıksız yoldaşlıktı. Jamal Jackson’ın liderlik karizması ve adalet anlayışı, bu bağımsız ruhları Velmora’nın çatısı altında tek bir amaca doğru eritiyordu. Onlar artık Jamal’ın has ekibi, Birlik’in beyni ve kalbi olmuşlardı. 3. Güvenin Çatırlaması: Velmora’nın Gizli Çürümesi 2016 yılının sonlarına doğru, Velmora’nın o parıltılı, huzurlu yüzeyinin altında sinsi bir çürüme baş gösterdi. Hiçbir sığınak, insan doğasının açgözlülüğünden ve dış dünyanın acımasız baskısından sonsuza kadar kaçamazdı. Jamal ve ekibi, samimiyetlerini ve gözlemlerini derinleştirdikçe, Velmora’nın o aşılmaz sanılan duvarlarının arkasındaki çatlakları fark etmeye başladılar. İlk şüphe tohumunu Marcus ekti. Gece devriyelerinden dönen Marcus, Jamal’ın odasına girip haritayı masaya serdiğinde ses tonu buz gibiydi: "Duvarların dışındaki nöbetçiler artık uyanık değil Jamal. Dahası, kuzey sınırındaki gözetleme kulelerinden biri iki gün boyunca tamamen boş bırakıldı. Birileri dışarıdaki büyük çetelerle gizli anlaşmalar yapıyor ya da sadece rehavete kapıldılar. Bu gevşeklik bizi canlı canlı gömer." Ardından Silas’tan kötü haber geldi. Velmora’nın ana enerji jeneratörleri ve su filtreleri, kötü yönetim ve parça parası uğruna yapılan yasadışı takaslar yüzünden sabote ediliyordu. Yönetim, yaklaşan kış için yeterli erzak depolamak yerine, lüks tüketim maddeleri için dışarıdaki tekinsiz tüccarlarla tehlikeli kumar oynuyordu. En ölümcül darbe ise Elena’dan geldi. Revire getirilen bazı ağır yaralı sığınmacıların, aslında dışarıdaki en acımasız yağmacı gruplardan olan "Akbabalar" çetesinin üyeleri olduğunu fark etmişti. Velmora yönetimi, kendi koltuklarını korumak ve geçici bir barış satın almak adına, bu vahşi çeteye el altından tıbbi malzeme ve istihbarat sağlıyordu. Jamal Jackson, ekibini gizli bir toplantı için eski bir su deposunda topladı. Gaz lambasının loş ışığı, her birinin endişeli ama kararlı yüzlerini aydınlatıyordu. Jamal, masaya yumruğunu hafifçe vurdu ve o gür, güven veren sesiyle konuştu: "Velmora bize güzel bir rüya gösterdi dostlarım. Ama bu rüya bitmek üzere. Buranın güvenliği artık bir illüzyondan ibaret. Yönetim korkak, duvarlar ise sadece betondan ibaret; arkasındaki insanlar inanmadıktan sonra o duvarlar bizi korumaz. Burası çöktüğünde altında kalmak istemiyorsak, kendi kaderimizi kendi ellerimize almalıyız. Kendi evimizi, kendi topluluğumuzu kurma vakti geldi." Bu sözler, Birlik’in yeni ve en büyük hamlesinin fitilini ateşledi. Artık Velmora bir sığınak değil, arkalarında bırakacakları bir istasyondu. 4. Büyük Firar ve Yeni Toprakların Arayışı Kendi topluluğunu kurma kararı almak kolaydı, ancak bunu Velmora yönetiminin ve dışarıdaki çetelerin gözü önünde, yüzlerce sadık Birlik üyesiyle birlikte gerçekleştirmek devasa bir lojistik operasyon gerektiriyordu. Jamal, planı en ince ayrıntısına kadar ilmek ilmek işledi. Marcus, dış dünyada yeni bir topluluk kurmaya elverişli, tarım arazisi olan, su kaynağı barındıran ve savunulması kolay saklı bir vadi bulmak için gizlice Velmora’dan ayrıldı. Günlerce süren tehlikeli keşif gezilerinin ardından, eski bir hidroelektrik santralinin ve etrafındaki verimli ovaların bulunduğu, etrafı dik kayalıklarla çevrili "Sığınak Vadisi"ni (Sanctuary Valley) buldu. Burası yeni bir medeniyet kurmak için biçilmiş kaftandı. Bu sırada Silas, Velmora’nın hurdalıklarından ve depolarından yeni topluluk için hayati önem taşıyan aletleri, kabloları, jeneratör parçalarını ve tohumları yavaş yavaş "envanter hatası" gibi göstererek kaçırdı. Elena ise gerekli tüm tıbbi stoğu ve cerrahi aletleri taşınabilir kasalara doldurdu. 2017 yılının ilk sisli bahar sabahında, Velmora yönetim daha ne olduğunu anlamadan, Jamal Jackson ve ona inanan yüzlerce insan, devasa bir konvoy halinde Velmora’nın kapılarından çıktı. Bu bir kaçış değil, kendi özgürlüklerine doğru yapılan kararlı bir yürüyüştü. Velmora liderleri arkalarından bakakaldı; çünkü gitmekle kalmıyorlar, Velmora’yı ayakta tutan en nitelikli iş gücünü, beyni ve en önemlisi Birlik’in koruyucu gücünü de beraberlerinde götürüyorlardı. 5. Topluluğun Temelleri: ARMAGEDDON'ın İnşası Yeni vadiye varıldığında manzara hem büyüleyici hem de ürkütücüydü. Karşılarında bomboş, vahşi bir doğa ve terk edilmiş, paslı bir hidroelektrik santrali duruyordu. Ancak Jamal Jackson’ın gözlerinde korku değil, bir mimarın vizyonu vardı. Konvoyu durdurdu, yüksek bir kayanın üzerine çıktı ve halkına seslendi: "Burada arkamızda yaslanacağımız hazır duvarlar yok. Hazır yemek yok. Ama burada ihanet de yok, korkaklık da yok. Biz eski dünyanın sonunu, yani kıyameti gördük dostlarım. Şimdi o kıyametin küllerinden kendi kalemizi var edeceğiz. Buranın adı ARMAGEDDON olacak! Burası sadece hayatta kaldığımız bir yer değil, medeniyeti ve adaleti kendi kurallarımızla yeniden yazacağımız Birlik topluluğunun ta kendisidir!" İş bölümü derhal başladı. Jamal’ın liderliğinde ve Armageddon ismi altında kenetlenen ekip, her bir üyenin kendi uzmanlık alanında devasa bir şantiye başlattı: 1 Savunma ve Güvenlik Hatlarının Kurulması Marcus Vance Liderliğinde Marcus, vadinin tek giriş noktası olan dar kanyona "Armageddon’ın Kapısı" adını verdi ve buraya kademeli bir savunma sistemi kurdu. Gizli gözetleme mevzileri, tuzaklar ve yaklaşan düşmanları kilometrelerce öteden fark edecek erken uyarı düzenekleri hazırlandı. Birlik’in genç ve güçlü üyelerinden profesyonel bir milis gücü eğitti. 2 Altyapı ve Enerji Ağının Canlandırılması Silas Wright Liderliğinde Silas, vadinin kalbi olan eski hidroelektrik santralini canlandırmak için günlerce uyumadı. Nehir üzerine kurduğu setler ve Velmora’dan getirilen türbin parçaları sayesinde, Armageddon topluluğuna ilk temiz ve sürdürülebilir elektriği vermeyi başardı. Vadinin etrafı yüksek voltajlı elektrikli tellerle çevrildi. 3 Sağlık, Tarım ve Yaşam Alanlarının Oluşturulması Elena Rostova Liderliğinde Elena, santralin en korunaklı idari binasını tam teşekküllü bir sahra hastanesine dönüştürdü. Vadi topraklarında yetişen şifalı bitkilerle modern tıbbı birleştirerek, apokaliptik dünyanın en temiz sağlık merkezini kurdu. Sürdürülebilir tarım alanlarının ve su sterilizasyon ağlarının kurulmasında hayati rol oynadı. 6. İlk Büyük Sınav: Akbabalar Kuşatması Bir topluluğun gerçek rüştünü ispatlaması, her zaman kan ve ateşle olur. Jamal’ın kurduğu bu yeni ve müreffeh sığınak, kısa sürede bölgedeki diğer vahşi çetelerin, özellikle de Velmora’nın el altından beslediği acımasız "Akbabalar" çetesinin dikkatini çekti. Akbabalar, bu yeni vadideki kaynakları, elektriği ve insanları yağmalamak için 2017’nin sonlarında devasa bir orduyla Armageddon’ın kapısına dayandı. Kuşatma gecesi, gökyüzü kurşun geçirmez bir karanlıkla kaplıydı. Akbabalar’ın lideri, kanyonun girişinde zırhlı araçlarıyla durup megafonla bağırarak Jamal’ın teslim olmasını, tüm kaynakları kendilerine vermelerini talep etti. Aksi takdirde vadiyi yakıp yıkacaklardı. Jamal Jackson, kanyonun üzerindeki yüksek kayalıktan aşağıya, ölüm saçan o kalabalığa baktı. Yanında Marcus, Silas ve Elena vardı. Jamal arkasına döndü, vadideki ışıkların altında korkuyla ama sarsılmaz bir güvenle kendisine bakan halkını gördü. Telsizini eline aldı ve tüm vadiye yayınlanan o tarihi emrini verdi: "Birlik... Işıkları söndürün. Burası Armageddon, kıyametin koptuğu yer. Onlara bu topraklardan çıkış olmadığını gösterin!" Silas ana şalteri indirdi ve tüm vadi bir anda ölümcül bir karanlığa gömüldü. Bu, Akbabalar’ın hiç beklemediği bir hamleyi başlattı. Marcus’un kanyona kurduğu bubi tuzakları sırayla patlamaya başladı. Zırhlı araçlar havaya uçarken, kanyonun dik yamaçlarından Armageddon milislerinin kurşunları yağmur gibi yağdı. Ancak düşman sayıca çok üstündü ve bir grup yağmacı ilk savunma hattını yararak vadinin içlerine, tarım alanlarına kadar sızmayı başardı. İşte o an, Jamal Jackson bizzat ön safa atıldı. Elindeki emektar tüfeği ve kıyametin ilk yıllarından beri körelmemiş o vahşi savaşçı içgüdüsüyle, sızan düşman grubunun liderini göğüs göğse bir çarpışmada etkisiz hale getirdi. Liderlerinin düştüğünü ve vadinin bir ölüm tuzağına dönüştüğünü gören Akbabalar, arkalarında onlarca ölü bırakarak arkalarına bakmadan kaçtılar. Armageddon topluluğu ilk büyük sınavını vermiş ve ayakta kalmıştı. Bu zafer, Jamal’ın liderliğini ve ekibin birbirine olan sadakatini perçinleyen en büyük dönüm noktası oldu. 7. Şimdiki Zaman: Medeniyetin Yeni Başkenti ve Jamal’ın Vizyonu Yıl 2026. Büyük çöküşün üzerinden yirmi yılı aşkın bir süre, Velmora’dan firarın üzerinden ise neredeyse on yıl geçti. Jamal Jackson tarafından kurulan Armageddon Topluluğu, artık apokaliptik dünyanın bu bölgesindeki en büyük, en organize ve en güvenli medeniyet merkezi haline gelmiş durumda. Vadi, dışarıdan bakıldığında aşılmaz çelik kapıları, rüzgarda dönen devasa türbinleri, yeşilin her tonunu barındıran organize tarım seraları ve geceleri parıl parlayan sokak lambalarıyla küllerinden doğan bir şehri her açıdan andırıyor. Burası artık sadece hayatta kalınan bir yer değil; çocukların eğitim gördüğü bir okulun, eski dünyanın kitaplarının toplandığı bir kütüphanenin ve insanların akşamları güvenle sokaklarında yürüyebildiği gerçek bir toplumun var olduğu bir güvenli bölge. Armageddon Topluluğu Yapısı Sorumlu Yönetici Temel İşlevi / Güç Kaynağı Armageddon'ın Kapısı Marcus "Gölge" Vance Kademeli savunma, milis eğitimi ve erken uyarı Santral ve Şebeke Silas Wright Sürdürülebilir hidroelektrik ve yüksek voltaj hatları Merkez Revir ve Seralar Elena Rostova Steril tıbbi bakım, ilaç üretimi ve tarım Yüksek Konsey Jamal Jackson Genel strateji, adalet ve Birlik liderliği Jamal Jackson, saçlarına kırlar düşmüş, yüzündeki her bir çizgiyle yaşanmış kıyametin tarihini taşıyan, ama gözlerindeki o bilge ve kararlı ateşten hiçbir şey kaybetmemiş bir lider olarak topluluğun başında. O artık sadece "Birliğin Sahibi" değil, Armageddon halkının babası, koruyucusu ve adaletin simgesi. Velmora mı? Jamal ve ekibinin öngördüğü gibi, Velmora o içten içe çürümenin ve korkak yönetiminin bedelini ağır ödedi. Jamal’ların ayrılmasından birkaç yıl sonra dışarıdaki çetelerin istilasına uğradı ve yağmalanarak bir hayalet şehre dönüştü. Velmora’dan kaçabilen son hayatta kalanlar da yine bu vadiye sığınarak Armageddon’ın merhametli çatısı altında kendilerine yeni bir hayat buldular. Jamal’ın 2016 yılında Velmora’nın o köhne barında topladığı o çekirdek ekip—Marcus, Silas ve Elena—bugün hala onun en yakın konsey üyeleri ve dostları. Onlar, kıyametin en koyu karanlığında bile birbirlerine güvenmekten vazgeçmeyen, sahte bir güvenliğin konforuna kapılmak yerine kendi dünyalarını inşa edecek kadar cesur olan insanların hikayesidir. Jamal Jackson, her akşam vadiyi yukarıdan gören o yüksek kayalığa çıkar, dükkanlardan yükselen insan seslerini, çocukların gülüşlerini ve Silas’ın jeneratörlerinin o ritmik, güven veren uğultusunu dinler. Telsizini açar, frekanslardaki o kirli dış dünyaya bakar ve kendi kendine mırıldanır: "Dünya yıkıldı evet... Ama biz buradayız. Biz Birlik'iz. Ve burası bizim kurduğumuz yeni dünya: Armageddon."

Octagon

90
Suç Örgütü
"Sekiz köşe. Tek kural: Güç."
Wantons’ın Velmora’ya gelişi ilk başta sadece hayatta kalma içgüdüsüydü. Grove Street’te yaşadıkları yenilgiden sonra Ren Wright’ın gözlerindeki o delirmiş güç arzusu kısa süreliğine sönmüş gibiydi. Lost MC onları yalnızca yenmemişti; isimlerini, sokaklardaki korkularını ve yıllardır kurdukları düzeni de ellerinden almıştı. Grove’dan kovulduklarında arkalarında sadece yıkılmış evler, boş cephaneler ve kaybettikleri insanlar kalmıştı. Yanlarında duran tek kişi Leo’ydu. Leo Mac Donald onları sokağa atmadı. Aksine hepsini kendi bulunduğu bölgeye çekti. Ren, Andre, Eddie ve Ice bir süre burada saklandı. Ancak dış dünya artık eski dünya değildi. İlk günlerde insanlar hâlâ bunun geçici bir karantina olduğunu düşünüyordu. Sonra televizyon yayınları kesildi. Elektrikler günlerce gelmedi. Şehirlerden yardım çağrıları yükseldi. Ardından sessizlik başladı. Sessizlikten sonra ise çığlıklar geldi. Salgın büyüdükçe insanlar birbirinden korkmaya başladı. Mahalleler düştü, marketler yağmalandı, ordular geri çekildi. Bir süre sonra artık devlet diye bir şey kalmamıştı. Sadece silahı olanlar ve olmayanlar vardı. Velmora tam bu kaosun ortasında ortaya çıktı. Güvenli bölge olduğu söyleniyordu. Etrafı korunuyordu, içeride insanlar birlikte yaşıyordu. Ren ilk başta böyle bir yere güvenmedi. Ona göre “güvenli bölge” demek bir başkasının kurallarına boyun eğmek demekti. Ama açlık ve yorgunluk gururdan daha ağır basmıştı. Velmora’ya geldiklerinde ilk kez uzun zaman sonra rahat uyudular. Karavanları vardı. Sıcak yemek bulabiliyorlardı. İnsanlar birbirine yardım ediyordu. Finn, Ramon, Deshawn, Dwayne ve Damian gibi isimlerle burada tanıştılar. Yağmalara beraber çıkıyor, terk edilmiş bölgeleri araştırıyor ve şehirde dolaşan yaratıklardan kaçmayı öğreniyorlardı. Ama Ren hiçbir zaman gerçekten yerleşmedi. Her gece karavanın dışında sigara içerken şehrin ışıklarına bakıyordu. Leo bunu fark ediyordu. İkisi de aynı şeyi düşünüyordu. Bir başkasının koruması altında yaşamak onların doğasına aykırıydı. Onlar korunan değil, korkulan olmak istiyordu. Zaman geçtikçe Velmora’nın gerçek yüzünü öğrenmeye başladılar. Şehir yalnızca hayatta kalanlardan oluşmuyordu. Bandit grupları vardı. Deli Banditler vardı. İnsan eti yiyen yamyam sürüleri vardı. Üst kasabada kimsenin ne yaptığını bilmediği gizemli insanlar vardı. US Army kalıntıları vardı. Her bölgenin kendi kuralları, kendi liderleri ve kendi savaşları vardı. Ancak Ren ile Leo’nun dikkatini en çok çeken grup Banditler oldu. Çünkü onların ideolojisi Wantons’a benziyordu. Güçlü olan yaşardı. Güçsüz olan ezilirdi. Leo bir gece Ren’e dönüp sadece şunu söyledi: “Bunlar bizim eski halimiz.” Banditlerle iletişim kurmaları uzun sürmedi. İlk temas gergin geçti. Silahlar doğrultuldu, tehditler edildi ama Ren geri adım atmadı. Banditler bunu sevmişti. Onları test etmek istediler. İlk görev basitti ama riskliydi. Velmora’dan iki kişiyi kaçırmaları gerekiyordu. İnsanları sessizce alıp belirlenen noktaya götüreceklerdi. Wantons görevi kabul etti. Kaçırma başarılı geçti. Ancak dönüş yolunda sürülerle karşılaştılar. Birkaç kişi yaralandı, araç bozuldu ve teslimat gecikti. Banditler buna sinirlendi. Ren onların gözlerinde ilk kez küçümsendiğini gördü. Ama ikinci bir şans verdiler. Bu sefer hedef daha zordu. Silahlı üç kişiyi canlı getirmeleri gerekiyordu. Ren bu görevi kişisel hale getirdi. Günlerce plan yaptılar. Damian gözcülük yaptı. Finn araç ayarladı. Leo operasyonu yönetti. Sonunda hedefleri kaçırıp tam vaktinde teslim etmeyi başardılar. Banditler hepsini sessizce dinledi. Ren ödül bekliyordu. Silah, mühimmat ya da en azından saygı… Ama içlerinden biri eski, kırık bir gitar getirip Ren’in önüne bıraktı. “İyi iş çıkardınız.” dedi. Sonra hepsi gülmeye başladı. O an Wantons için kırılma noktasıydı. Onlarla dalga geçiliyordu. Kullanılmışlardı. Ren gitarı yere fırlatıp parçalamak istedi ama Leo onu durdurdu. Çünkü Leo o gün başka bir şey fark etmişti. Banditler güçlüydü. Ama yenilmez değillerdi. Aylar geçti. Wantons artık sadece küçük bir grup değildi. Velmora yollarında insanları yağmalamaya başladılar. İlk başta bıçak ve tabancaları vardı. Sonra pompalılar geldi. Ardından AK platformları, M4 karabinaları, susturucular ve çalıntı askeri ekipmanlar… Şehirde isimleri yayılmaya başladı. Gece yollarında insanlar artık far gördüğünde korkuyordu. Çünkü bunun Wantons olma ihtimali vardı. Bir gün Banditler tekrar ortaya çıktı. Bu sefer tavırları tamamen farklıydı. Saygılıydılar. Şehirdeki soygunların dikkatlerini çektiğini söylediler. Wantons’ın artık sadece hayatta kalan değil, güç haline geldiğini kabul etmişlerdi. Onlara teklif sundular. Banditlerin altında çalışacaklardı. Kademe 1. Ren bunu gururuna yediremedi ama Leo kabul etti. Çünkü bu bir fırsattı. Banditler onlara gizli bölgeler gösterdi. KIZIL HIRT gibi güvenli alanların koordinatlarını verdiler. Şehir içinde saklanabilecekleri noktaları öğrettiler. Kaçak mühimmat rotalarını gösterdiler. Wantons bu süreçte inanılmaz güçlendi. Artık yalnızca hayatta kalan değillerdi. İnsanlar onların bölgesine girmeye korkuyordu. Ancak güç beraberinde dikkat çekti. Bir yağma sırasında Velmora askerleriyle karşı karşıya geldiler. İlk başta geri çekilmeye çalıştılar ama işler kontrolden çıktı. Bir silah patladı. Sonra herkes ateş açtı. Çatışma kısa sürdü. Wantons ağır kayıp verdi. Cephanelerinin çoğunu bırakarak kaçmak zorunda kaldılar. Ancak asıl darbe birkaç gün sonra geldi. Velmora askerleri Dominic ve Jack’i yakalamıştı. Onları Velmora meydanının ortasına çıkardılar. İnsanların önünde işkence ederek öldürdüler. Bu yalnızca infaz değildi. Mesajdı. “Bize karşı gelenin sonu budur.” Ren o gün hiçbir şey söylemedi. Meydanı uzaktan izledi. Dominic’in çığlıkları sustuğunda sadece arkasını dönüp yürüdü. Ama Leo onun gözlerini görmüştü. O bakış Grove Street’in yanışındaki bakışla aynıydı. İntikam planı haftalar sürdü. Sessiz ilerlediler. Askerlerin devriyelerini izlediler. Vardiyalarını öğrendiler. Sonunda hedeflerini seçtiler. Sebastian. Velmora askerlerinden biri. Dominic’in ölümünde başrol oynayan adamlardan biri. Bir gece Sebastian’ı tek başına yakaladılar. Ağzını kapatıp şehrin altındaki eski bakım tünellerine götürdüler. Orada saatlerce sorguladılar. Sebastian bağırdı, yalvardı ama hiçbir işe yaramadı. Ren sonunda adamın yüzüne eğilip sadece şunu söyledi: “Şimdi sıra bizde.” Sebastian’ın cesedi günler sonra bulunduğunda Velmora’da korku yayılmıştı. Çünkü artık insanlar Wantons’ın sadece yağmacı olmadığını anlamıştı. Onlar organizeydi. Acımasızdı. Ve büyüyorlardı. Bu olaydan sonra Leo ile Ren uzun bir konuşma yaptı. Artık başka grupların altında çalışmak istemiyorlardı. Banditlerin köpeği olmak istemiyorlardı. Kendi kurallarını koyacakları, kendi insanlarını yönetecekleri bir yapı kurmaları gerekiyordu. Bir Community. Yer olarak askeriye yakınındaki bataklık bölgeyi seçtiler. Kimsenin yaşamak istemediği kadar kötüydü ama savunması güçlüydü. Tek girişli yolları vardı. Sis yoğundu. Yaklaşan herkes uzaktan fark edilebiliyordu. Geceler boyunca ateş başında isim düşündüler. Herkes farklı fikirler sundu. Ama hiçbirisi Ren’i tatmin etmedi. Bir gece Ren sessizce elindeki bıçağı çevirirken konuştu. “Sekiz kenar…” dedi. “Herkes içeri girebilir ama yalnızca biri ayakta çıkar.” Leo ne demek istediğini anladı. Ren kafasını kaldırıp devam etti: “Octagon.” Bir süre sessizlik oldu. Sonra Ice gülümseyip başını salladı. Ardından Leo kabul etti. Sonra diğerleri. O gece Wantons tamamen öldü. Ve Octagon doğdu. Artık her şey hazırdı. Silahları vardı. Adamları vardı. Düşmanları vardı. Şimdi geriye kalan tek şey… Kendi imparatorluklarını inşa etmekti.

Blackwater

BW
Askeri
"serve and destroy"
Velmora’nın duvarlarının arkasında düzen hâlâ ayakta gibi görünüyordu. Sokaklar kalabalıktı, nöbetçiler görev başındaydı ve insanlar yaşamaya devam ediyordu. Ama gerçekte Velmora uzun zamandır içeriden çöküyordu. Kaynaklar tükeniyor, güven azalıyor ve halk kendi hâline bırakılıyordu. Güçlü olan hayatta kalıyor, geri kalanlar unutuluyordu. Marshall, aylar boyunca Velmora’nın koruyucuları arasında görev yaptı. Başlangıçta gerçekten insanları koruyabileceklerine inanıyordu. Fakat zaman geçtikçe verilen emirlerin halkı korumaktan çok düzeni korumaya yönelik olduğunu fark etti. Yardım isteyen bölgeler görmezden geliniyor, insanların ihtiyaçları erteleniyor, sokaklarda ise korku büyüyordu. Bu süreçte yanında kalan üç kişi vardı: Rachel, Arya ve Drake. Dördü farklı karakterlere sahipti ama aynı gerçeği görüyorlardı. Velmora artık güvenli değildi ve tek başına hayatta kalmak imkânsızdı. Rachel grubun planlayıcısıydı. Kaynakları nasıl kullanacaklarını, ne kadar dayanabileceklerini ve insanlarla nasıl iletişim kurulacağını o düşünürdü. Soğukkanlı davranması sayesinde grup birçok kez gereksiz riskten kurtuldu. Drake fiziksel olarak grubun en güçlü ismiydi. Güvenliği sağlıyor, tehlikeli bölgelere önden giriyor ve gerektiğinde herkesin geri çekilebilmesi için zaman kazandırıyordu. Arya ise grubun en genç üyesiydi ama dikkat konusunda herkesten iyiydi. Yol buluyor, iz takip ediyor ve çevredeki değişiklikleri hızlı fark ediyordu. Çoğu zaman grubun fark etmediği tehlikeleri ilk o görüyordu. Marshall ise hepsini bir arada tutan kişiydi. Kararları o veriyordu ama bunu otorite kurmak için değil, grubun ayakta kalmasını sağlamak için yapıyordu. Bir gece şehirde büyük bir baskı başladı. İnsanlar sebepsiz yere toplanıyor, bazı bölgeler tamamen kapatılıyordu. Durumun Velmoraya da gelmesinin an meselesi olduğunu fark edince dört kişi aynı kararı verdiler Velmora’dan ayrılacaklardı. Sessizce Velmoradan sıvıştılar ve kendilerine uygun bir alan bulmak için yola koyuldular. Bunları yaparken akşamları Velmoraya dönmeye ve silah güçlerini kaybetmemek adına 'asker' kimliklerini korumaya devam ediyorlardı. Aradan bir kaç gün geçince orta kasaba taraflarında kendilerine uygun bir alan denebilecek genişlikte arazi buldular, evet arazi artık vardı ve bölge olarakta iyi denebilecek bir konumdaydı fakat burayı temizlemeleri ve belki sıfırdan bir yerleri inşa etmeleri gerekecekti. Velmora içindekinlere bu durumu hissettirmeden aralıklarla ikişer gruplar halinde çıkıyor alanı bir miktar da olsa temizliyor,çit dikebilmek ve etrafı çevreleyebilmek için gerekli malzemeleri bulmaya çalışıyorlardı. Aradan bir kaç gün geçmişti ve alan artık yaşanabilir bir hale gelmişti, elbette düzenlenecek ve yapılacak çok iş vardı ama artık ''güvenliydi''. Bir süre sonra laf yayılmaya başladı, belli ki Velmoraya güvenmeyen insan toplulukları artıyor ve kendilerine bir yerler inşa etmeye başlıyorlardı, Marshall'In kurduğu alanı duyan arkadaşlar, bazı askerler ve güvenilir kişiler de bu gruba dahil olmak istediklerini söylediler ve bir kaç anlaşma sonucu artık dört değil neredeyse 20 kişilik bir grup haline gelinmişti. Artık beklenen tek an Velmora'nın ne zaman çökeceği veya isyan gibi bir durumun çıkmasıydı. Böyle bir anda toplanan ekip Velmora'dan çekileceğine ve ortamı korumaya çalışmayacağına dair kendi içlerinde anlaşmışlardı. Artık herkes birbirinden sorumluydu, endişelenilmesi gereken bir halk yoktu. Marshall ve ekibi bu alana ''BlackWater'' adını verdi ve yalnızca bir kamp olarak bırakmadı. Burayı organize bir community hâline getirdiler. Herkesin bir görevi vardı. Kimisi inşa ediyordu, kimisi yiyecek topluyor, kimisi güvenliği sağlıyordu. Zamanla BlackWater bir sığınaktan ve askeri yapıdan fazlası oldu. Bir grup arkadaş olmuşlardı, dışarı çıkarak insanları yağmalıyor, kendi isimlerini korkulması gereken bir grupmuş gibi gösteriyor fakat bunları yaparken Blackwater kimliğini de gizliyorlardı. İnsanların birbirine güvenebildiği, birlikte hareket ettiği ve hayatta kalmak için tek bir ekip gibi yaşadığı bir yer hâline geldi. Çünkü onları güçlü yapan şey duvarlar değildi. Birlikte hareket etmeyi öğrenmiş olmalarıydı.
Yükleniyor...
Üye Yönetimi

Birlik Üyeleri

Bu liste birlik detaylarında görünen ekip üyelerini günceller. Boş bırakılan satırlar kaydedilmez.